Geliyorum diyen sosyal facia

Hepimiz sosyal devlet anlayýþýnýn savunucularýyýz. Her mantýklý insanda sosyal devlet kavramýnýn deðerini bilir ve bu kavramýn somut hayatýmýzda bizleri himayesine almasý için önemli gayretler gösteririz. Sosyal devlet anlayýþý bizde olduðu gibi, anayasamýzda yer aldýðý gibi, birçok geliþmiþ olarak kendini tanýmlayan devletlerinde toplumsal hayatýnda egemen olmasý için önemli tedbirler alýnmaktadýr. Sosyal devlet kavramýnýn temelinde hiç þüphe yok ki bireyin sosyal güvenlik hakký vardýr. Günümüzde sosyal güvenlik hakký Avrupa Ýnsan Haklarý Sözleþmesi’nde ve ona ek protokollerde henüz yer almamaktadýr. Ancak, hiç þüphe yok ki yakýn bir zamanda sosyal güvenlik hakký da sözleþmenin ve ek protokollerin himayesine girecektir. Bir hakkýn Avrupa Ýnsan Haklarý Sözleþmesi ve ek protokollere dahil edilmesi önemli hukuki sonuçlar doðurmaktadýr. Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi sadece sözleþme ve protokollerle korumaya alýnmýþ haklarýn ihlalleriyle alakalý davalara bakabilir. Bu nedenle sosyal güvenlik hakký da toplumu oluþturan bireyleri en fazla ilgilendiren haklardan olduðundan çok yakýnda AÝHS ve protokollerinde yer alacaðýna inanýyoruz. Hiç þüphe yok ki bireyin yaþýnýn ilerlemesiyle emek ve üretme gücünün azalmasýyla esas sosyal devlet anlayýþýnýn var olup, olmadýðý deðerlendirilmesi mümkün olabilmektedir. Bugün Bulgaristan, Avrupa Birliði’nin tam üyesidir. Avrupa Birliði’ne tam üye olmasý Bulgaristan’a yeni sorumluluklar yüklemektedir. Baþta Bulgaristan tutum ve davranýþlarýyla Avrupa Birliði’nin de itibarýný korumak zorundadýr. Özellikle Türkiye ile olan iliþkilerinde Avrupa Birliði’ni de temsil ettiði anlayýþý içerisinde politikalarýna yön vermek durumundadýr. Türkiye’nin müzakere sürecinde Bulgaristan, Avrupa Birliði’nin tam üyeliðini hak etmiþ bir devlet olduðunu kanýtlamak zorundadýr. Özellikle, Türkiye ile imzalanan antlaþmalardan doðan yükümlülüklerini Bulgaristan süratle yerine getirmelidir. Uluslararasý hukukun koyduðu kaidelerin uygulama sýnavýný baþarýyla geçmelidir. Bugünkü yazýmda somut olarak sosyal güvenlik hakkýndan bahsederek gelecekte meydana geleceðini þimdiden “ben geliyorum” diye baðýran insanlýk faciasýna dikkat çekmek istiyorum. Yýllardýr Bulgaristan ile Türkiye arasýnda imzalanan 1968-1978 Serbest Göç Antlaþmasýnýn 12. maddesinden doðan ve günümüze kadar 135 000 kiþinin ödenmeyen sosyal güvenlik haklarýndan bahsettik. 1989 yýlýnda Zorunlu Göçe tabi tutulan 350 000 kiþinin sosyal güvenlik haklarýnýn ödenmemesini de hep gündeme getirdik. Bulgaristan antlaþmalardan ve hukuktan doðan taahhütlerini yerine getirmeyerek sadece kendisine deðil Avrupa Birliði’ne de zarar vermektedir. Bulgaristan devleti Ataka Partisi gibi oluþumlarý yaratarak, bunlarý da harekete geçirerek Baþbakanýmýzýn geçen ayki Bulgaristan ziyaretini gölgelemeye baþarmýþtýr. Saðlýklý ikili müzakere yapýlmasýnýn önüne geçilmiþtir. Oysaki, sosyal güvenlik hakkýnýn tarihi ihlallerinden, günümüzdeki sýkýntýlarý ve yakýn gelecekte “ben geliyorum” diye haykýran insanlýk faciasýnýn önüne geçilmesi için önemli görüþmeler yapýlmalýydý. Bugün Bulgaristan’ýn tüm üretim gücünü oluþturan nesil Avrupa’da ve Türkiye’de ikamet ederek çalýþmaktadýr. Avrupa Birliði’nin mevzuatý da, Türkiye’nin de mevzuatý Ýçiþleri Bakanlýðý’ndan ikamet tezkeresi alýnmasý ve akabinde Çalýþma ve Sosyal Güvenlik Bakanlýðý’ndan çalýþma izni alýnmasý hiç kolay olmadýðý bu konunun maðdurlarý en iyi bilmektedir. Tabi ki, bu dramatik tablonun içerisinde en vahim durum, Bulgaristan vatandaþý Türk ve Müslümanlarýn durumudur. Bulgaristan’da Türk ve Müslümanlarýn yaþadýklarý bölgelerde iþsizlik % 80 lerdedir. Kýsacasý Bulgaristan’da iþ, aþ yok. Avrupa’ya da gidenler karþýlaþtýklarý dil, ikamet ve çalýþma izinleri sýkýntýlarý bakýmýndan çok uzun kalamadan geri dönmektedirler. Bulgaristan vatandaþý Türk ve Müslümanlarýn yine kalplerinde sürekli sýcaklýðýný hissettikleri ve her zaman sýðýnacaklarý tek umutlarý, anavatan diye adlandýrdýklarý Türkiye’ye gelme seçeneði kalmaktadýr. Az önce ifade ettiðim gibi burada dil sorunu yok, ancak ikamet ve çalýþma izni alabilme sýkýntýlarý adeta bir insanlýk dramýný yaþatmaktadýr. Biz diyoruz “Balkanlar’da Türk ve Müslüman varlýðýný koruyacaðýz... Bulgaristan’da kalmanýz lazým..” Onlarda cevaben diyorlar “Merak etmeyin biz Bulgaristan’da kalsak da bu iþsizlik ve yoksulluk içerisinde yakýnda bir varlýðýmýz kalmayacaktýr zaten..” Burada hak vermemek elde deðil. Aç insana Türklükten ve Müslümanlýktan bahsedilmesi son derece anlamsýzdýr. Ýki arada bir derede kalmýþ ve bizlere Osmanlý’nýn mirasý ve yadigarý olan insanlarýmýza sahip çýkmak Türkiye olarak görevimiz deðil mi? Avrupa Birliði’nin tam üyesi olan Bulgaristan devleti etnik ve dini ayrým yapmadan tüm vatandaþlarýna sahip çýkmasý gerekmiyor mu? Bulgaristan’ýn tüm demiryolu, karayolu, köprülerini v.s. inþa eden bu Türk ve Müslümanlar deðilmiydi? Türklere ve Müslümanlara yapýlan asimilasyon ve soykýrýma raðmen, antidemokratik ve gayrý insani yollara sapmayarak Bulgaristan’ýn bugün Avrupa Birliði’ne girmesini saðlayan bu insanlar deðil miydi? Ýþte bu insanlara karþý hem Bulgaristan devletinin, hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin borcu ve sorumluluðu bulunmaktadýr. Çok yakýn bir gelecekte sosyal güvenlik haklarý bakýmýndan iki komþu devlet bir sosyal felaketle karþý karþýya kalacaklardýr. Bugün yüz binlerce Türk ve Müslüman Türkiye’de fiilen ikamet etmektedir. Çalýþma izinleri bulunmayan bu insanlar sigortasýz çalýþmak zorunda kalmaktadýr. Hatta 3 ay burada, 3 ay Bulgaristan’da mecburiyetinin getirilmesi bu sosyal faciayý hýzlandýrmaktadýr. Bu insanlarýn bu þekilde ne Bulgaristan’da, ne de Türkiye’de sosyal güvencesi bulunmaktadýr. Ne Bulgaristan’da, ne de Türkiye’de emekli olmalarý mümkün deðildir. Saðlýk primleri de yatýrýlmadýðýndan bu insanlar ne Türkiye’de, ne de Bulgaristan’da saðlýk yardýmý alabileceklerdir. Sadece 15-20 yýl sonra yüz binlerce insan bölgemizde bir insanlýk faciasý yaþayacaktýr. Bir neslin yok olmasýna ne Türkiye’nin ne de Bulgaristan’ýn seyirci kalmaya hakký yok. Sosyal devlet olma gereði yapýlmalýdýr. Bunun nasýl yapýlmasý gerektiði konusunda Balkan Türkleri Dayanýþma ve Kültür Derneði’nde her konuda olduðu gibi reçetesi hazýrdýr. Yeter ki bu reçeteyi kullanýp hastalýðýn tedavi edilmesi için ciddi irade bulunsun.

 

Genel Başkan

Av. Seyhan TÜRKKAN genelbaskan@balkanturkleri.org.tr

GENEL BAŞKANIN

DİĞER YAZILARI

Umutlarımız tüm tehditleri bertaraf edecektir (Ocak 2008)
Dengeli demokrasi (Şubat 2008)
Bulgaristan seyahati yeni bir heyecan (Mart 2008)
 
  2006 yılı yazı arşivi
 2007 yılı yazı arşivi