|
Romalýlar çok eski zamanlarda benimsedikleri ve
günümüzün pozitif hukukunda da egemen olan çok önemli bir prensibi
benimsemiþlerdir. Bu ilkenin adý “ KÖTÜ ÖDEYEN ÝKÝ DEFA ÖDER”. Tabii
okurlarýmýzýn haliyle de “efendim yeni çýkan Sosyal Güvenlik Kanunu
ve orada tanýnan borçlanma hakký Roma Hukukunda benimsenmiþ tarihi
“kötü ödeyen iki defa öder ” ilkesiyle ne alakasý var” diye sorusunu
duyar gibiyim. Bunu anlamak ve bu soruya doðru cevabý verebilmek
için sadece düþünmemiz gerekir. Hiç þüphesiz insan hayatýnda ömür
boyunca elde edilen tecrübeler son derece önemlidir. Ancak, bundan
daha önemli insanlarýn hayat boyunca elde ettikleri tecrübeler
üzeride düþünmeye öðrenmeleridir. Bu düþünceler tecrübelerimizi
anlamlý kýlar. Hayatýmýzýn da geleceðine iliþkin saðlýklý bir
felsefenin oluþmasýna deðerli bir katký saðlar. Ýþte bu tecrübe
deðerleri içersinde Bulgaristan’dan muhtelif yýllarda, çeþitli þekil
ve yollarla Türkiye’ye yerleþen ve hayatlarýnda iki kutuplu dünyanýn
bir tarafýndan öbür tarafýna geçmiþ olanlar, insanlýk tarihinde son
derece önemli tecrübe ve deneyime sahip insanlardýr. Bu tecrübeye
sahip insanlar Türkiye’mize sadece bireysel anlamda katký saðlamaya
deðil, toplumsal katkýlar saðlamaya yönelik sorumluluklar almakla da
yükümlüdürler. Çaðdaþ devlet nitelliklerini yakalamaya, müreffeh bir
toplumsal düzeye eriþmeyi ancak toplumsal gayretle mümkün
olabileceðini idrak etme zamaný gelmiþtir. Toplumsal
baþarýsýzlýklarýn doðurduðu sonuç bireysel baþarýsýzlýktýr. Birey
ise sadece þikâyet eden konumdan çýkarak çözüm ve çareler arayýþý
içerisinde azami gayret sarf eden seviyesine gelmelidir. Kiþi
kendisi ve ailesinin güncel sorunlarýyla alâkadar olduðu gibi
toplumsal ve devletimizin geleceðini de belirleyen konularla da
alâkadar olmalýdýr. Hiç þüphesiz devletimiz organlarý vasýtasýyla,
anayasal düzen içerisinde gerekli düzen ve sistemi kurar. Bu kurulan
sistemin bireysel anlamda da mükemmel olmasý ve bireyi sadece
þikâyet eden konumdan çýkarabilmesi için, bireyin sistemin
oluþumunda söz sahibi olmasý gerekir. Ýþte bu nedenle demokratik
sistemin kýymetini bilmeliyiz. Anayasamýzýn tanýdýðý özgürlüklerden
yararlanmayý öðrenmeliyiz. Anayasamýzýn 33. maddesinde dernek kurma,
örgütlenme gibi haklardan maksimum yararlanmaya yönelik tükenmeyen
arayýþlarýmýz daimi olmalýdýr. Sýkýntýnýn temelinde gösterilen
sorumluluk düzeyidir. Ailemize ve kendimize gösterdiðimiz devamlý
sorumluluðu ve kendimize daha iyi bakma çabasýný topluma ve
devletimize karþý ne yazýk ki göstermiyoruz. Akabinde, devletimizin
ekonomisini, dýþ politikasýný, çýkarýlan yasalarý v.s. gibi
konularda bireysel dar çevremizde bahçede, kahvehanede, aile
sohbetleri gibi ortamlarda sadece tartýþan, þikâyet eden ve sýzlanan
bir tablo içerisinde acýnasý bir durumda bulunduðumuzu kaçýmýz
farkýnda olabiliyoruz? Balkanlar’dan göç eden insanlarýn bu iki
kutuplu dünyada elde ettikleri tecrübe iþte bu noktada toplumsal
lokomotif olmalýdýr. Türk ve Müslüman olduklarý için asimilasyon ve
soykýrýma tabi tutulduklarý, sýrf bunun için hukuk, gazetecilik,
uluslar arasý iliþliler gibi üniversitelere alýnmayan gençlerimizin
yüzleþtikleri ayrýmcýlýðýnýn acýsýný yaþamýþ olarak, bir benzerinin
Türkiye’de yaþanmadýðý ve bunun için Türkiye’nin kýymetinin
bilinmesi gerektiðini topluma anlatma noktasýnda Balkanlardan
gelenlerin konumu ne yazýk ki tatmin edici deðildir. Devletimizin
geleceðini belirleyen alanlardan çok uzak durduðumuzu ve bu
duruþumuzla Türkiye’ye yapabileceðimiz en büyük kötülüðü yaptýðýmýzý
anlamamýz gerekir. Bunu yapmak istediðimizden deðil, hayatta birçok
konuda hiçbir þey yapmama, pasif kalmak bile bazen kabul edilmez ve
telafisi olmayan zararlar verebilir. Ýþte bu pasifliðimiz döner
durur verdiði zararlarý aynen bize iade eder. Ýþte bu açýklamalar
ýþýðýnda yeni Sosyal Güvenlik Yasasý’nda bize tanýnan
Bulgaristan’daki çalýþma yýllarýmýzý Türkiye’de borçlanma hakký
yararlý mý, zararlýmý bir þeydir? Elbette ki, bireysel anlamda
zararlý bir þeydir. Bir þeyi iki defa öderseniz þüphesiz zararlý bir
þeydir. Bulgaristan’da primleri ödenmiþ yýllarýn tekrar Türkiye’de
ikinci defa borçlanma adý altýnda tekrar ödenmesi ciddi bir zarardýr.
Roma Hukukunun önemli kuralý “kötü ödeyen iki defa öder” kendisini
burada gösterir. Bulgaristan’da bu primler ödenmiþken ikinci defa
ödenmesi bir zorunluluk deðildir. Bulgaristan’ýn bir çok devletle
sosyal güvenlik anlaþmasý bulunuyor. Peki, Türkiye ile sosyal
güvenlik antlaþmasýnýn bulunmamasý, yani Bulgaristan’dan primlerin
Türkiye’ye aktarýlmamasýnda bizim kusurumuz yok mu? Elbette ki var.
Her þeyin baþlýca sorumlusu bizleriz. Ýþte bir kere Bulgaristan’da
prim ödemiþken, bu primlerimize sahip çýkmaz isek, ayný primleri
Türkiye’de borçlanma adý altýnda ikinci defa ödemek durumunda kalmýþ
olmanýn baþlýca suçlusu bizleriz. Burada ayný primleri iki defa
ödeyerek zarara uðrayan bizleriz. Emekli olmanýn maliyeti bizler
için kat kat yüksektir. Bu borçlanmayý Türkiye’de gerçekleþtirirken,
Bulgaristan’dan prim alacaðýmýz hakkýmýzý mahfuz tutmalýyýz. Bundan
kesinlikle feragat etmemeliyiz. Bulgaristan’da oylarýmýzý alýp iki
dönem iktidar ortaðý olanlarýn primlerimizin Türkiye’ye aktarýlmasý
için bir þey yaptýklarýný duyan var mý? Sosyal Güvenlik Antlaþmasý
çalýþmasý yaptýklarýný iþiten var mý? Peki, biz oy verenler bizlerin
oylarýný alanlardan böyle bir istekte bulunan var mý? Oy istedikleri
zaman bunlarýn yapýlmasýný onlardan talep edenler var mý? Belli ki
yok. Ýþte bundan dolayý da primlerine sahip çýkmayan bizler primleri
kötü ödemiþ sayýlýrýz ve ayný primleri Türkiye’de bir defa daha
ödemek durumunda kalmamýzýn sebebi de budur. Ankara’da siyasi
temsilimiz ne durumdadýr? Bunu da sorgulama zamaný gelmiþtir. Eðer,
gerektiði gibi Ankara’da temsil edilseydik, bu konuda bizler için
çalýþan milletvekillerimiz olsaydý, gerekli siyasi irade var olsaydý
Türkiye Cumhuriyetinin Bulgaristan’a gerekli sosyal güvenlik
antlaþmasýnýn imzalatmasý için gücü yeteceðinden hiç þüphemiz yok.
Türkiye’ye yakýþan vatandaþlarýnýn haklarýný korumaktýr. Yoksa
ikinci defa ödenmiþ primlerin borçlanma adýyla yeniden tahsil
edilmesini hukuk devletiyle baðdaþtýrmak mümkün deðildir. Bu olumsuz
sonuçlardan baþkasý deðil, bizler sorumluyuz. Bireysel baþarýmýz,
toplumsal baþarýsýna dönüþmediðinden dolayý bireysel haklarýmýz her
zaman tehlike altýnda olacaktýr. Bu tehlikelerde gerçekleþtiðinde
sosyal güvenlik borçlanma hakkýnda olduðu gibi ayný þeyi iki defa
ödemekten asla kurtulmayacaðýz. |
|